ANASAYFA     RTUK ACIKLAMALARI    UGSAD ACIKLAMALARI     ARSIV     SPOR     LINKLER    ARKADAS    YORUM YAZACAGIM

ERMENI SOYKIRIM KONUSU

Su an gundemdeki onemli konulardan teki Ermeni soykirimi olayi, ve bunun Amerikan hukumetindeki gelismleri, ve de tasarinin onaylanma asamasinda olmasiyla birlikte Turkiye'nin aldigi tavir. Bir gazetedeki habere gore Clinton bu konu uzerine Turkiye'deki buyuklerimizle gorusup onlardan ozur dilemis, diger bir habere gore ise bu genelgenin, bu tasarinin onaylanip onaylanmamasi tum dunyanin gundemindeymis. Baktim bu tur haberlere ve de her baktigimda bir turlu inanamiyorum kimi Turk gazetelerinin ne kadar carpik ve saptirilmis haberler verebilecegine.

Burada Amerika'da bulunan bir kac kisiye sorsalar ya oncelikle konuyu, ve de biraz Amerikan TV istasyonlarini, oncelikle de dunyanin en buyuk haber kuruluslari olan televizyon kanallarini izleseler hangi haberlerin manset ve gundemde oldugunu daha iyi ogrenirler elbette ki. Pek fazla kimsenin umrunda degil Ermeni soykirimi genelgesi veya tasarisi, gazetelerde ve televizyonlarda rastlamak bu konuya zaten tamamiyla bir mucize. Hatta haber kurumlarinda Turkiye hakkinda haberlere rastlamak en buyuk mucizelerden birisi. Sanmayin ki dunya hele hele Amerika Turkiye'ye cok onem veriyor ve de mansetlerden indirmiyor, belki Amerika Devleti onem veriyordur belli bir nebze kadar, fakat Amerikan halkinin umrunda bile degil. Hatta su an ortaya bir anket yapsalar ve de binlerce Amerika'liya Turkiye nerede diye sorsalar belki %10'u dogru cevap verebilir, hatta devam edip bu Ermeni soykirimi hakkindaki dusuncelerini ogrenseler cogunun haberi bile yoktur bu konu hakkinda. Lakin Turk medyasi her isi boyle ufurup pufleyerek sanki cok buyuk ve cok onemliymis gibi gostermekle kendini yukumlu sayiyor. Nedendir acaba? Turk halkinin, gazete okurunun veya TV'de haber izleyen kisinin kendini daha iyi hissetmesini mi saglamak icindir? Durumlar ne kadar kotudur, belki de cok kotudur ve de halk artik bu ise bir son vermek istemektedir, ve de belki halk artik kendini bir gun bile mutlu ve iyi hissedemediginden, bu Turkiye'deki haber kuruluslarini izleyerek veya okuyarak pohpohlanmak mi istiyordur? Orasini ben bilemem. Burada tum gercekler ortada. Acin bakin, bir uydu alin ve de Amerika'dan yayin yapan CNN, MSNBC, FOX NEWS gibi belli ve onemli kuruluslarin yayinlarini izleyin, bakalim Turkiye hakkinda haber veriyorlar mi. Olmazsa zaten su an teknoloji cagindayiz, gidin internetten Amerika'nin en onemli gazetelerini ziyaret edin www.usatoday.com www.newyorktimes.com www.cnn.com www.nbc.com www.abc.com www.cbs.com bu kadar web sitesi adresinden acaba kac tane Turkiye haberi cikar. 

Onun disinda esas konuya gelince su Ermeni Soykirimi olayi, acaba niyedir bizim bu konuya bu kadar takintimiz, olduysa olmustur olmadiysa olmamistir. Hadi bu genelge imzalansa su bu sanki NATO da kabul edecek, sadece ABD'nin kabul etmesiyle cok bir sey mi degisir sanki. O kadar vakit harcaniyor bu konuya, kimbilir kac tane devlet adami bu mevzuyu cozmek icin gorevlendiriliyor, onun yerine bu bilim ve ilim sahibi devlet memurlarini ve baskanlarini Turkiye'nin yararina olacak konulara atasaniz daha iyi olur. Ekonomik sorunlari cozmek icin daha fazla vakit harcansa, ve de bu enerji kirizi hakkindaki yorumlar bir bir yapilsa ve de gercek ortaya ciksa cok daha iyi olur. Bir kac yuzyil once olan olaylar artik bizi pek ilgilendirmez, eger konu Ermeni Soykirimini arastirmaksa su bu, acin bakin tum Osmanli tarihinde neler olmus, veya daha da oncelere gidin ve de ilk Turklerin tarihinin esasini ogrenin. Boylece okullarda hic bir beyinsiz ogretmen cocuklara "Buyuk Cin Duvari" Cinliler tarafindan Turklerin saldirilarindan korunmak icin yapilmistir gibi sacma sapan aptalca bir soz soylemez hic olmazsa. Su an Turk devletinin kafasini yormasi gereken bir yigin konu bir ton mesele var, bu Ermeni soykirimi olayi oncelik olmaktan ziyade geri plana atilmali, ve de Turk milletinin Turk halkinin kalkindirilmasi ekonomik yonden rahatlatilmasi meselerine cozum getirilmelidir.  

 

GDP AND GNP

Lately on one of the newspapers of Turkey, I don't remember which one, but I have seen an article about the GDP increase in Turkey, that now it is like 3000-4000 UDS, I am not quite sure of the exact amounts though. The Article was also comparing the GDP per capita increase in Turkey to other countries, such as Japan, Italy and so on, in which all of the other countries of course had less GDP per capita amount than Turkey 40 years ago and now they had massive increases. This made me think of the Turkish government being happy and showing off with the increasing figures of GDP per capita, and how it is increasing each year. All the Turkish citizens read these issues from the newspapers and they become happy thinking that Turkish economy is getting better, and people are starting to have a better standard of living.

In the reality though, it is very much different, and for many of the business executives, and many of the business and economy experts increase in GDP per capita in Turkey means almost nothing, and in most cases it may not even mean that standard of living is getting better. There are some reasons for this, and one of the biggest reason is the difference between the poor class and the rich class in Turkey, in which there is a big gap, this makes us think that average person is making $4000 a year. This misleading information can be explained in a very simple way which is called algebra. First of all if there are very rich people in Turkey who are making millions of dollars a year, and then the remaining citizens are just barely making enough to make it to the end of the month, we can say that as GDP is calculated Total Output/No. of people we surely can see that the million dollar people are making up most and major parts of the GDP and they are making this average number higher than it is supposed to be. On the other hand if we can take out all of those rich class in Turkey from the GDP calculation everybody can see the real truth which is the foremost shame of all, in that case GDP per capita for the average person in Turkey will not even pass more than $1000. This shows how bad our economic status really is and how the people of Turkey does suffer. The second important issue in GDP is the inflation rates in each country, if a certain country doesn't have high rates of inflation GDP average is less likely to increase compared to the previous year, unless there really is a big time economic boom happening. On the other hand in Turkey the inflation rate is always high, and with that salaries are also increasing, the prices are increasing and the amount of lira that people do spend is also increasing. Inflation is a very big effect on GDP and GDP per capita in Turkey is always expected to increase every year due to the high inflation rate. This doesn't necessarily mean that Turkish people are starting to have a better standard of living, in some cases it may mean that things are getting worse and worse instead of getting better. 

 

KIMSE UMURSAMIYOR?

En son haberlere gore Turkiye cumhurbaskani sayin Sezer Amerika'ya ziyarete gitmis. Hatirliyorum da zamaninda bir Turk baskani veya cumhurbaskani Anerika'ya gitse Turkiye'de haberlerden inmez her zaman icin manset olur, TV'de ilk gosterilen haber olurdu. Ama onlar Turkiye'de oluyor, acaba halkimiz Amerika'daki haber kurumlarinin bu ziyareti nasil yorumladigindan acaba bir haberi var mi. Simdiye kadar bir kac gun oldu sayin Sezer geleli ve Amerika'da daha haberini duyamadik. Ne CNN, ne MSNBC, ne Fox News, ne de diger haber kuruluslari hic biri umursamiyor. Televizyonu izliyorsunuz bu haber kuruluslarinin Turkiye hakkinda bir sey soylemesi icin, ama kimse Turkiye'yi umursamadigindan midir nedir hic bir haber alamiyorsunuz. Dunyanin en buyuk haber kuruluslari bir Turk cumhurbaskaninin Amerika'ya yaptigi ziyareti bile umursamiyor. Biz ise hala kendi kendimize hava atmaktan baska bir sey yapmiyoruz, "Turkiye dunya liderleri arasindaki yerini alacak, Turkiye sunu yapacak, bunu yapacak". Turkiye bu gidisle dunya ulkelerinin sakasi haline gelecek. 

O kadar dusunce var AB'ye gireriz su bu diye, biz daha adaylik statusune bile alinamadik, biz adayin adayinin adayiyiz. Durum o kadar kotu ki, AB bile bizimle ne yapacagini bilemiyor. Alsa bir dert, almasa baska bir dert o yuzden iste bizi oyalayip duruyor, daha onumuzden hele bi 15-20 sene daha gecsin de o zaman ancak adaylik istegimizi degerlendirmeye baslayacaklar, ancak o vakte kadar kimbilir daha neler olur, ne dumenler cevrilir bu devlette. Iste burda koca Amerika'da dunyanin en buyuk haber kuruluslari bir kez olsun Turkiye'nin cumhurbaskaninin Amerika'yi ziyareti hakkinda bir haber vermiyorlar, ama Tanzania hakkinda haber veriyorlar, ve de bizim halkimiz Turkiye'de sahte medyanin yalan propogandasiyla kendini avutmaya devam ediyor. Turkiye'nin sahte medyasi mansetler atar "Gorusmeler cok Olumlu, Amerika bizi su kadar seviyor falan filan" ama hic biri palavrayi, halki gaza getirmeyi gecmiyor. Eger habercilik yapilacaksa dogruyu abartmadan soyle, bir gazetecinin bir haber kurumunun tek gorevi budur. Insanlari kandirmaktan ziyade insanlara dogru haberi vermek en onemli meseledir. 

Ama halkimiz yillardan beri sahte habercilerin yalanlariyla, pohpohlamalariyla hep bos bos dusundu, gercegi bir turlu goremedi. Zannetmeyin ki eger TV de cumhurbaskaninin Amerika ziyareti cok onemli gibi gosteriliyorsa da, burda Amerika'da kimsenin umursadigi yok.

 

 

BATAN BANKALAR

Gundemdeki en onemli konulardan teki su an galiba Egebank olayi. Bir banka batiyor veya batacak, devlet el koyacak, devlet bankaya el koyabilmek icin para ariyor, o paralar ise halkin cebinden cikacak, vergilerden kesilecek vb. Bir bankaya el koymak elbetteki kolay degil, zaten en duzgun anlayisla bir bankanin batmasi gorulecek bir gercek degil, bankalar batmak icin kurulmaz, banka halka bir servistir, banka resmen bir kasadir, ve de eger kisi parasini bir bankaya koyuyorsa bu guven anlamina gelir. 

Ama bu Turkiye'deki ilk banka batma olayi degil, bundan once digerleri de goruldu, o halde kim suclu bunun ardinda? Bankalar elbetteki suclu ama esas suc bu sisteme ozel duzenler getirmeyenlerde aranmali. Her onune gelen insana eger banka actirilirsa elbetteki olacak budur, ki bizim devletimizde kocaman ozel sektor kuruluslari gelip te banka acarlar ki, sermayelerine para eklesinler, eger sirketleri zor duruma duserse banka araciligi ile halktan para toplasinlar. Sonunda ne olur, iste banka batar ve tum hesap sahipleri perisan olur. Bankacilik oyle ikinci sirket degildir bir holding altinda, bankacilik kendi basina bir kurulus kendi basina bir holdingdir, bankacilik kendi basina tek bir muessesedir. Kimse ikinci is olarak bir banka acmak isterse onun gecmis yillarda sikca rastladigimiz "banker"lerden hic bir farki yoktur. Zaten devlet bu islerde buyuk bir ihtimal cok celiskili, belki de ne yapacagini sasiran kisiler var. Elaleme peskes cekme ugruna bir cok olur olmaz izinler veriliyor, krediler aciliyor, bazi insanlari taniyanlar bir anda muhtesem bir servet sahibi oluyorlar. Peki tum bu paralar nerden cikiyor, elbetteki senin benim cebimden gidiyor, ve bir Allah'in kulu da dur diyemiyor. Unutmayin "demiyor" demedim, "diyemiyor" dedim, cunku one gecip te dogruyu konusup bu ise son vermek isteyen kisiler bir anda kayboluyorlar, bir anda susturuluyorlar. Bakalim bu is daha nereye kadar gidecek. O kadar soylenen ekonomik paket falan filan olaylari boyle banka batmasiyla hic iyi yone gitmez, zaten en bastan beri iyi yone gitmiyordu. 

KIM BUYUK IS YAPMIS TA BIZ GORMUSUZ

Yahu ben bir turlu anlayamiyorum kimi zaman insanlari, ve de kimi gazeteler var ki tam bir yalak seklinde devam ediyorlar. Yagcilik almis basini gidiyor kimsenin tutmaya ise gucu yetmiyor. 

En son haberlere gore hukumet depremin ardindan gecen bir yillik sure icinde cok iyi seyler yapmis. Bana gore hepsi fasa fisodan baska bir sey degil, kimse kimseyi kandiramaz artik bu vakitten sonra, ve de kimsenin de bir bok yaptigi yok. Hersey apacik ortada, ayni ortam yine devam ediyor, halk rezil kepaze olmus, yoksulluk almis basini gidiyor kimse ise durduramiyor. Bir de bakiyorsunuz bu yalamayi seven gazeteler hemen en guzel mansetleri atip yalan yanlis seyleri yayinliyorlar. Insanlarin bazilarinda utanma yok, yuzune tukursen gelip sana yeniden tukur diye yalvaracak nitelikteler. Hersey apacik ortada iste, deprem sonrasinda daha hic bir ev yailip ta bitirilemedi ki o vatanimin insanlari sefillikten kurtulup oturabilsinler. Enflasyon aldi basini gidiyor, halk yanlis ve sacma sapan degerlerle kandirilmaya calisiliyor, yilin basinda guya dolar yil sonuna kadar 650,000 TL olacakti, yilin ortasindayiz 1 dolarin degeri coktan 650,000 lirayi asti, daha ne kadara cikacagi belli degil. Eger ulkemizin ekonomistleri dolari dusuk seviyede tutarak enflasyonu dusurmeye calisiyorlarsa bu hic bir ise yaramaz, o cesit bir sistemi ancak ortaokul talebeleri yapar. Eger sistem bu sekilde ise yakin bir zamanda devaluasyon olur ve de isin altindan o zaman hic kimse kalkamaz. 

Deprem sonrasi deprem bolgesinde issizlik oranlari muazzam derecede artmistir, simdiye kadar bu konuda hic bir mudahele yapilmamistir. Tek gerceklesen abuk subuk palavralarla halkin beynini yikamak, halki kandirmaktan baska bir olay degildir. Yaziklar olsun boyle bir vicdaniyete, yaziklar olsun tum gercek insanlarin alinterilerinden, sirtlarindan gecinen yobaz namussuz vicdansiz insanlara. Boylelerine insan demek de yakismak. Tek istenen ise Allah'in hepsinin cezalarini vermesidir. 

 

 

HALK HANGI KAZIGI YIYOR?

Gunes gazetesindeki habere gore Temmuz ayi enflasyonunun yuksek cikmasinin en onemli sebeplerinden teki halcilerin sattigi sebzeye marketlerin koydugu kar oranlariymis. Duruma gore halde domatesin kilosu 50,000 lira iken manavlarda ve marketlerde ayni domates 350,000 liraya alici bulabiliyormus.

Oncelikle enflasyon oranlari tuketici fiyat indeksine gore hazirlanmaz, bu sekilde hazirlik yapanlar ya hayatlarinda ekonomi dersi almamislardir ya da halki kandirmak icin ellerinden gelen herseyi yapiyorlardir. Ornek olarak Amerika'da yillik enflasyon %2 oranindadir, ama tuketici mallarin fiyat artislarindan bir kac ornek verirsek son bir yilda kimi kesimlerde 1 galon (3.7 litre) benzinin fiyati 1 dolardan 1.40 dolara cikmistir, veya ete ve kimi sebzelere yapilan zamlar %20 oranindadir. Simdi benzine yapilan zam %40 oranindadir ama bu Amerika'nin enflasyonunun %40 oldugu anlamina gelmez. Enflasyonun en onemli etkeni (bunu tum ekonomi kitaplari acik acik yazmaktadir) bir ulkenin kendi resource'lari ile urettigi mallar ile disaridan ulkeye soktugu mallar arasindaki farkla olusur. Eger sen enflasyon oranlarini tuketici fiyatlarina indekslersen bu sadece yalan bir deger verir ki Turkiye'de enflasyon bu degerlerden cok daha fazladir. Fiyat artislarinin en buyuk sebeplerinden teki ise demand ve supply teorisidir ki bu teori tum dunyada kabullenmis, ve ekonominin temel tasi olmustur. Eger insanlar bir urunu daha fazla tuketmek isterlerse bu urunun fiyat artisina yol acar, ayni sekilde satilmayan urunler de ise fiyat artislari pek fazla gorulmez. Eger uretim insanlarin tuketimini karsilayamiyorsa fiyat artisi kesindir, ama uretim tuketimden coksa o zaman fiyatlarda dusus olur. Enflasyon ise bu sekilde belirlenmez, eger bu sekilde belirlenirse enflasyon oranlarinda bir cok calkalanma olur cunku kimi mallarin tuketimi sadece sezonluktur ve de onlarin fiyatlarindaki durgunluk normalde cok yuksek degerde olan bir enflasyonu yalanci sekilde dusuk olarak gosterir.

Gelelim esas konumuza, halden domatesin cikis orani 50000 lira imis, ben buna kocaman yalandan baska bir sey demem. Bu insanlar koyluyu kek mi zannediyorlar da koyluden domatesin kilosunu 50,000 liradan dusuk bir fiyata aliyorlar. Yurdumun koylusu oyle sehirli zibidilerin sandigi gibi salak degil tam tersine akillidir, ben babaannemden bilirim, eger istedikleri fiyati bir urunu satarken alamasalar hic umursamazlar o urunu satmazlardi.  Cunku koylu ve ciftci de bu isten para kazaniyor ve de domatesin kilosunu o  kadar ucuza satmaz. Onun disinda kimse gidip de marketleri filan suclamasin, cunku eger isletme okumus bir insan oturup ta bu cesit bir yazi yazsaydi bu isin tum sekillerine bakardi elbette. Oncelikle tum isyerlerinin sabit masraflari vardir ki bu masraflar kesinlikle odenmek zorundadir ve odenir, degismez bunlara o yuzden sabit masraflar denir, onun disinda isyerlerinin degisen masraflari vardir onlara da "variable cost" denir. Eger bir market halden domates aliyorsa o domatesi sadece 50,000 lira masraf ederek elbetteki almiyor, bu isin nakliyesine, tasiyicisina, depo edilmesine, markete yerlestirilmesine, bir cok masraf etmektedir. Bir isyerinin en buyuk masraflarindan teki ise depo yani mali tutma sonucu elde edilen masraftir. Onun disinda bu isyerinin sabit masraflari olarak acilmadan once yaptigi harcamalr vardir. Daha sonra elektrik, su, tamirat, temizlik, tum calistirdigi isciler icin de bir cok para gerekmektedir. Tum bunlarin ustune bir de bir kac % oraninda kar da eklenmek zorundadir. Iste tum bunlar sonucunda satis fiyati elbette ki artacaktir. Kimse kimseyi oyle dendigi sekilde kaziklamaz. Bir is sahibinin en buyuk amaci kar ederek para kazanmaktir, ve de satis fiyati ise cok uygundur, is sahibinin yapmasi gerektigidir.

Gunes gazetesi yazarlari once bir egitim alin ondan sonra yazilarinizi yazin. Uyduruk gaydirik yazilar yazarak halki galeyana getirmeye calismayin. Iste o vakit sizlerden cok daha iyi egitim almis insanlar sizin bu yazdiginiz tum basi bos laflara gulerler. EGER SUCLANACAK BIR KESIM VARSA O MARKET SAHIBI DEGIL DEVLETTIR. INSANLARI ENFLASYON HIKAYESI ILE KANDIRMAK YERIEN GERCEGI SOYLEYEREK BU HALKI EN IYI YERLERE GETIRMEYE CALISMALIDIRLAR. BU EKONOMIK BERBAT DURUMUN EN BUYUK SEBEBI DEVLETTIR, VE DE DEVLETIN PARASINI YIYEN TUM SEREFSIZLERDIR.

 

ALL THAT IS SAID ABOUT KNOWLEDGE

The songs they do tell a lot of things to us sometimes, and I have heard a verse from a song that said “Knowledge is a deadly friend, when no one sets the rules.”[1] This is a verse that sets many rules to knowledge, where a man with knowledge came to a realization of many things and said stop to a perfect enemy, which may be also the inner being of himself. On many circumstances as for almost everything when man starts having more and more of something that he likes or is useful to him, then there becomes a point of no stopping. This non-stop wish of the material or anything else that matters turns into a big tragedy of greed, and it follows a complete falling apart with chain reaction.

 

    Knowledge is from one and only Allah, that without his will man cannot have any piece of it. This is another piece of knowledge that man seems not to understand, or with all the illusions starts forgetting about it, and puts himself into a phase of being completely lost in a big labyrinth. There are those who gain the knowledge by working very hard for it, and they are learning everything that Allah let’s them to, and they become the ones that confidently start rejecting the existence of Allah, with their minds stuck in this maze, where they don’t know what they actually are doing. After that a time comes, and with all the arrogance, and self reliance man says “I am god” and completely destroys the whole existence of knowledge. This is the foremost evidence of non comprehensive existence between the mind and the soul, where again mind takes control of everything, and all the problems start to arise. In the first place knowledge that we seek and have is only the little bits from the one and only knowledge, that the little illusion of things that we have come from the main source. Without a source there can be no existence. If you say the source of my knowledge is the books, then there is the source of these books which is the mind of a human being, meanwhile this mind has everything that is considered as knowledge from the source of everything, which the source of all that is Allah. On the other hand as mentioned earlier, humans never seem to learn to control the self, or even they never seem to control the mind, which becomes a big problem in the lives of many. When one starts gaining some knowledge he starts thinking that he can be an expert, and then gains more knowledge now he thinks he actually is an expert. Some time passes he gains knowledge of other things and he follows the same steps as he did before, and he puts himself into a lie actually believing that he can become an expert, that he knows a lot. When the time comes and he starts thinking that he knows everything or at least everything, then the greed and arrogance that was half asleep within him completely wakes up, and starts living the day. When that moment arises this time man says that he is god, or at least thinks that he is god because he has all the powers necessary for almost everything. They are the ones that should live their lives in a complete shame and never even able to look into anything. It is a not hard to come to a realization that without the source nothing would exist, and this applies for everything with knowledge. For learning that is good, and that each and every piece of knowledge that you gain takes you to a new phase, and that knowledge is a must for the use of the good for people, which will not take your whole being into control. When the artist says knowledge is a deadly friend he is so right continues with adding when no one sets the rules. In the case where you cannot set a rule that your whole being will not sink in the drunkenness of knowledge everything works for the sake of the source. On the other hand when the opposite happens then you gain one more enemy waiting to take you down.



[1] Song by King Crimson Band, name of the song is “Epitaph”

 

 

NEDIR BU INSANLARIN CEKTIGI

Turkiye'de bir mesele var almis basini gidiyor, kimsenin hic bir sekilde durdurdugu ve bu konu uzerine yaptigi bir sey yok. Oyle seyler soyleniyor ki Turkiye ozgur bir ulkedir su bu diye, ama gorunen o ki hepsi birer yalan. Eger bir devlet vatandaslarina din ozgurlugunu vermezse en ufak bir sekilde bile o ulkede ozgurluk soz konusu degildir ve de soz konusu olamaz. Tum gelismis ulkelere bakin ve de dunyanin en ozgur ulkesi olan Amerika'ya bakin kisisel haklar cok ustundur. Bir musluman toplum olan Turkiye'de eger kisi muslumanligini dogru duzgun bile yapamiyorsa yazik hem de cok yazik. Amerika'da ve diger gelismis toplumlarda insanlar universitelere basortusu ile giderler hic kimse bir sey demez ve de diyemez, cunku bu anayasasina aykiridir. First Amendment'da freedom of speech denen kural Amerika'yi en ozgur ve en iyi kisisel haklar sagliyan bir ulke kivamina sokmustur. 

Amerika'da laiklik en on plandadir, din ve devlet isleri birbirinden ayrilmistir, Turkiye'deki laiklik ise devleti dinden ayirmaktan ziyade devleti resmen dini yonlendirmeye degistirmeye yol vermistir. Buna kimse laiklik diyemez. Eger devlet gidip de insanlarin basortuleri takmasini kisitliyorsa ki bu herhangi bir kurulus olsun farketmez o zaman devlet kendi laiklik politikasini cigniyor demektir, ve de insanlarin kisisel dini ozgurluklerini en buyuk sekilde de kisitlamaktadir. Elbetteki Turkiye'de insana ozgurlugun verildigi yanlistir, tam tersine en buyuk olay kisinin haklarinin teker teker elinden alinmasi ve kisitlanmasidir. Niye insanlarin agrina gidiyor ki bir insanin basortusu takmasi orasi gercekten de anlasilmayan bir durumdur. Kisi ne dinden olursa olsun eger dininin gerektirdigini yapabiliyorsa gercek ozgurluk verilmis demektir. Niye bir basortusu gormek bir genc kizin basinda insanlarin cok agrina gidiyor? Halkbu ki o bir safligin ve temizligin semboludur. Eger kaide buysa demektir ki insanlar genc Turk kizlarinin mini eteklerle dolasip goguslerini strech tisortlerle ortalara cikarip, bacaklarini her onune gelene gosterip resmen bir sehvet ortami yaratmalarini istiyorlardir. Elbette ki Turk toplumu din ve Allah'i unutup batililasma ugruna resmen her gecen gun daha da batagin icine girmektedir. Boyle bir seyin boyle bir dusuncenin ortada olmasi bile cok korkutucu bir durumdur. Kur-An'da bir cok ayette belirtildigi gibi Allah'in yolundan gitmeyen toplumlara cok siddetli azaplar gelmistir, acaba bizim sonumuz da mi boyle olacak. Kisi Allah'in verdigi olaylardan ders almazsa kurtulusa ermek imkansizdir.

Eger sen Muslumanligini yapmak istemiyorsan baskalarinin Muslumanligina en ufak bir sekilde bile karisamazsin, eger birisi turban takmak istiyorsa kimsenin ona takma demeye hakki yoktur. Bir kulun hakkini uzerine almak en buyuk gunahlardan biridir suphesiz. Vay tum o din dusmanlarinin din kisitlayicilarinin haline, Allah oyle bir cezalar versin ki akillari baslarina gelsin. 

 

SU IKI HABERIN FARKLILIGINA BAKIN

3 Eylul 2000 gununde Hurriyet'te cikan yaziya gore Turk milleti dunya siralamasinda dis gorunuse onem verenler listesinde dorduncu sirada gelmis. Bu arastirmayi yapan ise The Economist dergisi. Uzulelim mi yoksa sevinelim mi anlayamadim haliyle. Listede ilk sirayi Venezuella'lilar daha sonra ise Ruslar ve Meksika'lilar takip etmisler. Ise bak, biz de dorduncu gelmisiz. Zaten baska bir yaptigimiz yok tek onemsedigimiz marka, baska bir sey degil. Toplum tum haliyle bir markacilik akiminda aldi basini gidiyor ki baska kimsede boyle bir anlayis yok. 

Bunun yaninda yine ayni gun Aksam gazetesinde ayni haber var fakat cok daha farkli bir yorumla. Baslik olarak en cok dis gorunuse onem veren toplumdan ziyade en bencil en kibirli tolum cumlesini kullaniyor ve liste siralamasi her diger sey ayni. Esasinda ben ikisine de inaniyorum, ama bence haberi carptirmadan veren gazete ise Aksam, cunku The Economist dis gorunus icin bir arastirma yapmaz, bos yere vakitlerini kaybetmezler. Inanmayan varsa baksin www.economist.com . Bu listede bizim icin gururlanacagimiz tek bir unsur yok, hatta utanmamiz bile lazim. En kibirli toplumlar listesinde en yuksek siralarda yerimizi almisiz, zaten bu yuzden bir yerlere gelemedik su koskaca dunya ulkeleri arasinda.

Sirf kendi cikarlarini dusunen insanlar yuzunden tum Turk halkinin yillarca suren emekleri bir anda gitti, tum paralar kayboldu, bazi kendini begenmis kibirli, ve dis gorunume onem veren insanlarin ceplerine gitti, bir daha da elbette geri gelmiyorlar. Zamaninda Aziz Nesin demisti, herkes kinamisti. Simdi ise herkes ayni lafi diyor:

BIZ BU KAFAYLA NAH KALKINIRIZ

 

HELAL OLSUN

En guzellerinden teki iste bu olsa gerek, Galatasaray dunya devlerinden Real Madrid'i deviriyor ve muzesine yeni bir kupa daha katiyor. Gurur duymamiz gereken bir olayi bize yasatan Cim Bom'a tesekkurler.

Ilk kez zaten Galatasaray bizim adimizi Avrupa'da soz ettirmisti. O zamanlar Monaco takimini elemisti, koskoca Monaco FC'yi eleyerek tum gazetelere adini yazdirmisti. Daha sonra dunya devi Manchester United'i eleyerek girdigi sampiyonlar ligine ilk Turk takimi olmustu. En son gecen yil yine baska bir devi Arsenal'i devirerek UEFA kupasini almis ve Galatasaray adini Turkiye adini Avrupa futboluna kaziyarak basarilabilecek en onemli bir seyi gerceklestirmisti. Simdi ise gecen yil sampiyonlar ligi sampiyonu Real Madrid'i yenerek yine bir ilke imza atiyor. Halbuki lig baslamadan once bir cok kimse o kadar laf etmisti transferler hakkinda, Jardel hakkinda ve bir cok olay konu edilmisti. Iste simdi Cim Bom tum bu laubali konusanlara cevap veriyor. Iste simdi gelsinler de laf etsinler. Kim bilir bu cesit basari seviyesine belki baska bir Turk takimi aradan yillar gecse yine ulasamaz. 

Cok cok tesekkurler Galatasaray, Turk halkinin gururu. Tum dunyaya adimizi duyuran tek takima minnettariz. 

 

GECEN BIR YILIN ARDINDAN

Bugun gecen yil yasadigimiz depremin ardindan geride 365 gunu birakiyoruz. Oyle bir gun ki 1999 yili 17 Agustos'unda binlerce insan yataklarindan bir depremin vahsetiyle uyandilar. Binlerce kayip verdik, binlerce de yarali. 30,000'e yakin Turk vatandasi hayatini kaybetti, kimisi genc, kimisi yasli, ama gercek su ki deprem hic kimseyi secmeden kimsenin gozunun yasina bakmadan geldi ve bir anda kayboldu.

Bu dramin ardindan bir cok ulke Turkiye'ye yardim elini uzatti, uzmanlar deprem bolgesine gelerek bir cok insana yardim etti. Daha sonrasinda ise tum dunyaya devletimizin ne kadar aciz ve ne kadar hazirliksiz oldugunu gosterdiler. Diger ulkelerin yolladigi kurtarma elemanlari devletimizin elemanlarindan daha fazla insani yeryuzune cikardi, televizyonlarda bu yabanci kurtaricilarin cevredeki insanlara Ingilizce olarak bir cok seyler soylediklerini gorduk, ama pek az vatandasimiz bu kisilerin istediklerini yerine getirdi. Devletimiz olaya ancak saatler sonra mudahele edebildi, ve de sistem olarak elbette ki karayolu secildi (karayollari zaten ulasima kapaliydi) ama kimse bir kac tane helikopter yollamayi bir turlu akil edemedi. Belki de helikopterleri bile yoktu, kimbilir o ihaleler icin harcanan milyonlarca dolarlar nerelere kimlerin ceplerine gitmistir. Tum kurtarma calismalari gunler surdu insanlar rezil kepaze oldular, devlet ise sadec soz vermekle yetinde. Izmit'teki rafineri gunlerce yandin tonlarca petrol yok oldu, bir cok insanin yasami tehlikeye atildi yine de bir turlu zamaninda kontrol altina alinamadi. Sokaklardaki tonlarca yikintinin temizlenmesi aylari aldi, devlet sadece bakmakla ve bos vaatler vermekle yetindi. Sonrasinda tum evlerini kaybeden vatandaslara aninda ev yapilacagi icin soz verildi aradan tam bir yil gecti daha hic kimse evlerine kavusamadi. Binlerce insan depremle evlerini islerini yasamlarini kaybetti, sanki bu da yetmiyormus gibi "devlet" onlari yirtik eski pusku cadirlara yerlestirerek daha fazlasiyla telef etti. Kis mevsimi geldi butun bu insanlar soguktan telef oldu. Namussuzluk denilen sey varsa bunu yapanlar kendilerini cok daha iyi biliyorlar.

Depremin ardindan buyuk bir kampanya baslatildi, cep telefonu sahiplerinden vergileri alindi, insanlar bagislarda bulundu ve devlet katrilyonlari topladi, hala ortalikta hic bir sekil hic bir degisme yok. Ve bizim devletimiz kimi ulkelerin bile yolladigi ozel deprem cihazlarini kurtarma araclarini bile geri cevirme nezaketinde bulundu. Bak su ise, boyle bir seyi kim yapar hala vatandas anlayamadi. O kadar toplanan paranin ne kadari harcandi acaba bu gune kadar, hala ortada hic bir sey yok, hala vatandasin evi yok, yatacak sicacik bir yatagi, yiyecek sicacik bir yemegi yok. Ve de ardindan hala bazi pismis kelleler gidip te ulkenin ne kadar iyiye (kimbilir) gittigi hakkinda zevzekce yorum yapabiliyor. Bu kadar toplanan para acaba kimin luksu konforu icin harcanmistir, acaba bu kadar toplanan para hangi zenginin servetine servet katmistir. Tum o namussuz insanlara, tum o kendilerine ait olmayan baskasinin alinteri ile kazanilmis olan parayi yiyen keleklere lanetler olsun. Yuce Allah onlarin cezasini hem bu dunyada hem de cehennemde versin. Oyle bir duruma dussun ki bu insanlar utanclarindan kimsenin yuzune bakamasinlar. Ben sorarim "Kim uyumaya cesaret edebilir ki, kendinin dibinde onbinlerce insanin uyuyacak guzel bir yatagi yok"!!!

 

IBRAHIM TATLISES VE ASENA OLAYI

En son gelismelere gore Derya Tuna Ibrahim Tatlises Asena'dan ayrilirsa sanatciyla olan beraberligine devam edeckmis. Bunun uzerine Tatlises ise inadina Asena ile show'lara filan katiliyormus.

Yahu efendim, sen bu kadini sokak ortasinda tekme tokat dovdun, televizyonlar yayinladi tum memlekete, ve sen Asena'yi resmen milyonlarca kisiye rezil kepaze ettin. Bunun uzerine Asena ne yapiyor, haliyle hic bir sey, dovulmek cok mu hosuna gidiyor acaba orasini sormak lazim. Insanda bir gurur olsa derki "Bu Ibrahim Tatlises insani insan degil hayvanin tekidir. Kendini bir sey sanan yobazin, magandanin, kronun tekidir, ki bu insan bir kadina el kaldiriryor. Benim boyle bir kisiyle hic bir sekilde irtibatim olmayacaktir." Ama yapmiyor, nedendir bilinmez, sebebi ask midir, para midir, seks midir, orasi hic aciklanmadi daha. Fakat brahim Tatlises bu tum yaptiklarinin ardinda yine hic umursamadan hayatina devam ediyor, once bir hanimi tekme tokat dovuyor, daha sonra Derya Tuna kendisini terk ettikten sonra yine umursamadan hayatina devam ediyor. Kendini ne saniyor bu insan hala anlayamdim. Oyle ki bizim toplumumuz bu cesit kro ve maganda kisilikler yuzunden bir turlu gelisemiyor, nitelik kazanamiyor. Bir kadina el kaldiran erkek tum hayati boyunca ne yapmis olursa olsun hala insanligini kazanamamistir ve de bir "hic"in tekidir. Boyle sapik ve lavuk karakterli insanlar toplumumuzda barindirilmamalidir. Ne isse kimse sikayetci olmuyor, kimse kimseyi yargilamiyor. Tum o "Erkekse yapar, bi seycik olmaz" diyenlere de lanetler olsun ki, o kisiler boyle salak salak her seyi kabul ettikleri surece bir adim bile ilerleyemezler.

 

BAK SU ISE

Bugun 15 Agustos ve de bir cok Turkiye gazeteleri koca koca mansetlerle ayni habere yer veriyorlar web sayfalarinda. Oyle bir olay ki, esasinda haber gercekten cok onemli ama yurdumun gazeteleri ve de tecrubesiz gereksiz tum muhabirleri ve editorleri haberi tam bir moda olayina donusturmek icin ellerinden geleni yapiyorlar. Hepsinin konustugu tek konu cumhurbaskani Sezer'in Ankara'ya donerken yaptigi 160 km/saat lik hizi. Esasinda haberin icerigi sayin Sezer'in ayaginin tozuyla Istanbul'dan Ankara'ya donmesi ve de bu konunun ne kadar onemli oldugu, ama bizim okuz gazetelerimiz bundan ziyade cumhurbaskaninin soforunun ne kadar hizda araba kullandigina daha fazla onem gosteriyorlar. Yok efendim 160 km imis de yok 200 km imis, eger normal vatandas bu hizla gitse su kadar ceza yermis de su da bu da.

Bunlarin hepsi havaciva sozler, bos ve gereksiz laflar. Bu sekil habercilik paparazzi haberciliginden farksizdir, ki eger bu gazeteler kendilerini haber urunu olarak gostermek istiyorlarsa magazincilikten baska bir sey yapmadiklarinin artik farkina varmalari gerekmektedir. Habercilik, yani esas habercilik, vatandasin okudugu bilmek istedigi haberleri icermek zorundadir. Cumhurbaskani'inin 160 km hizla gitmesi kimseyi alakadar etmez, kimse bunu umursamaz, insanalrin esas umursadigi neden bir devletin yoneticisinin boyle bir seyi yapmak durumunda kaldigidir. Maksat habercilik ise haberin esasi verilmelidir. Bizim cumhurbaskanimiz elbetteki keyfinden bu kadar hizla araba kullanilmasini istememistir, ozel bir konu, ozel bir gerekce vardir ki bu yuzden is bu hale gelmistir. Ortadaki amac devlet isidir, ki cumhurbaskanimiz kimsenin hayatini bu sekilde tehlikeye atmak istemez, ve de atamaz, eger is bir keyif vesilesi haline gelirse halk baskaldirir. Gazeteler ise paragraflar dolusu yaziyi bir cumhurbaskaninin yaptigi hiza ayiriyor, sebebini ise son iki cumlede veriyor. Tumune yaziklar olsun, bu sekilde verilen haberlerin muhabirlerine, editorlerine, gazetelerin sahiplerine yaziklar olsun. Bu insanlar acip ta gercek bir kac gazete okumalidirlar. O ise Turkiye'de ne yazik ki ancak bir iki tane.

 
 
 

 

IYI LISTE - UYE OLMAK ICIN TIKLAYIN